Biraz Maymun İştahlı Bir Çocuktum

NTV'nin 'İyi Bayramlar' programında Gülay Afşar'ın konuğu olan Kenan Doğulu, "'Aşka Türlü Şeyler'den beri bir albüm olmadığı için hafif bir azar işitiyorum seyircimden" diyerek yeni albümün yolda olduğu müjdesini verdi

Biraz Maymun İştahlı Bir Çocuktum
Biraz Maymun İştahlı Bir Çocuktum
NTV'nin 'İyi Bayramlar' programında Gülay Afşar'ın konuğu olan Kenan Doğulu, "'Aşka Türlü Şeyler'den beri bir albüm olmadığı için hafif bir azar işitiyorum seyircimden" diyerek yeni albümün yolda olduğu müjdesini verdi. Doğulu ayrıca, eşi Beren Saat ve Sezen Aksu'yu işaret ederek "Etrafımda akıllı kadınlar var" sözleriyle şanslı olduğunu dile getirdi. NTV'nin 'İyi Bayramlar' programında Gülay Afşar, Kenan Doğulu ile bir araya geldi. Kenan Doğulu, bayram hakkında hislerini şöyle anlattı: "İnsan bazı şeyler bozulsun istemiyor çünkü çocukluğunuzdan kalma şeyler hep böyle hayatın bize öğrettikleriyle, verdiği tecrübelerle maalesef biraz kirleniyor, biraz değişiyor, şekil değiştiriyor ama bayramlar gibi şeylerin de bize ait olarak kalması, o günlerden kalma güzel anıların hep böyle taze durmasını insan diliyor." Doğulu, bayram adetlerini, "Biz büyükten küçüğe sıralanarak el öperiz. O gittikçe büyüyor, biz sonlara doğru gelmeye başladıkça da tabii manidarlaşmaya başladı. Elimizi öpen çoklaştı bu ara. Çok zevkli, çok keyifli bir şey. Bir yılın en güzel günleri bizim için, annemizin evinde toplanıyoruz" şeklinde anlattı. Yeğenlerine bayram harçlığı verdiğini söyleyen Doğulu, "Ben biraz bonkörüm o konuda" dedi. "AİLEDE HER BULUŞMA MÜZİĞE, DANSA BAŞLANIRDI" Doğulu, çocukluğundaki bayramları şöyle anlattı: "Her şeyin sonu bizde zaten ya bir şey çalmaya, ya dans etmeye, bir performansa bağlanıyor. Oyuncular, şarkıcılar, müzisyenler, akrabalarımız... Konuklar da öyleydi. Komşular, akrabalar hep genelde müzik çevresi ağırlıklı olurdu. Her güzel sohbetin sonunda bizde mutlaka yeni bir beste çalınır. Çocukken de öyleydi. Çünkü benim bestelerim vardı, Ozan'ın da öyle, diğer akrabalarımın da öyle... Amcam Zafer Doğulu müzisyen. Bizim ailenin içinde çok fazla müzisyen var. Sonu eğlenceyle, müzikle bitmeyen bir gecemiz olmazdı. Hala daha olmuyor açıkçası. O profesyonellikle ilgili bir şey değil, zaten hafif böyle bir keyiflendik mi..." Yeni şarkılarını ilk defa ailesine dinlettiğini söyleyen Doğulu, "İlk testlerimizi ailede yapıyoruz. Böyle bir kamuoyu yoklaması. Büyük konserlerden önce ya annem, ya kız kardeşim, şimdi eşim, akrabalarımız hep onların bir reaksiyonunu ölçerek yürüdüm ömür boyu" dedi. Ağabeyi Ozan Doğulu'nun da kendisinin de konservatuara birincilikle girdiğini söyleyen Doğulu, "İkimiz de 5 yaşında başladık. Çok zor İstanbul'da konservatuara girmek zaten. 100 puanla girmek de biraz daha özel bir şey diye söylüyorlar hala büyüklerimiz. O günden de öğretmenlerimizle hala görüşüyoruz vesaire. Annem de, dedemden ve anneannemden kaynaklı musiki yeteneği olan bir kadın. Belki hiç söylememiş bile olabilirim, annem ud çalar. Çok güzel sesi vardır" şeklinde konuştu. "MÜZİSYENLİK AİLEDEN GELME" Doğulu, ailesindeki büyüklerin müzikle ilişkisini şöyle anlattı: "Anneannem şahane şarkı söyler. 'Huysuz ve Tatlı Kadın', vesaire. O eski Türk sanat müziği şarkılarına bayılarak hep eşlik eder her fırsatta. Rakıyı susuz içerdi rahmetli. Onun o söylediği şarkılarla biz büyüdük. Dedem şahane bir insandı. Çok neşeli, çok sohbet adamıydı. Hep hikayeleri vardı, masalları, şarkıları, türküleri... Komutandı aslında kendisi, albaydı. Aynı zamanda hobi olarak müzikle bir ilişkisi oldu. Annem tarafından da, babam tarafından da çift taraflı bir gen karışımı, Ozan'a da bana da herhalde sıçradı diye düşünüyorum. O yaşta çünkü daha okuma-yazmayı öğrenmeden müzik öğrenmeye çalışmak... Çocuk dediğin hemen aklı dağılabiliyor, insan sıkılabiliyor. Biz sıkılmayarak, zevkle, keyifle onu eğlenceyle öğrenmeye başladık. O günden beri de öyle yürüyor." Çocukken fırçalarla şarkı söylediğini, tencere tava çaldığını anlatan Doğulu, "Kürekten, tırmıktan ses çıkartırdım, öyle şeylerle oynardım hep. Tabancalar, tüfekler, arabalar da vardı ama onlar çok az bir kısmıydı benim oyun kısmımın" dedi. "OZAN DOĞULU, CEM YILMAZ GİBİ KOMİKTİR" Kenan Doğulu, ağabeyi Ozan Doğulu'yu şöyle anlattı: "Ozan çok neşelidir. Ozan hatta komedyen gibi yaşayan bir insandır, Cem Yılmaz gibi. Onunla her sohbetin, her kelimenin, her cümlenin içinden bir şaka çıkartma-alışkanlık mı diyeyim, beceri mi diyeyim- öyle bir kabiliyeti vardır. O çocukken de öyleydi aslında ama fotoğraf çektirmeyi sevmezdi. Hakikaten arkada dururdı. Şimdi albümler yapıyor, on binlerce kişiye müzik yapıyor. İşte ön tarafta fotoğraflar çekiliyor, albüm kapakları çekiliyor. Artık yavaş yavaş alışmaya başladı ama zor gelirdi hep çocukluktan itibaren öyle oldu. Hep o yüzden o fotoğraflarda hafif ne yapacağını bilemez gibi bir bakış. Klasik bir bakışı vardır." "Ozan piyano çalıyordu, ben şarkı söylüyordum. İstanbul TRT Çocuk Korosu'nda eğitim alıyorduk o zaman" diyen Doğulu, "Ön tarafta solo atmaya fırlattıkları zaman seni ister istemez insanlarla haşır neşir olmaya, o alışverişe başlamaya niyetleniyorsun. Mecbur kalıyorsun. O da biraz eğlendirme içgüdüsü ve ihtiyacıyla beslendiği zaman ister istemez seni biraz daha dışa dönüm noktasına getiriyor. Ben de çok eğleniyorum" dedi. "Şarkı söylemek çok rahatlatıyor insanı her şeyden önce. Bağırmak gibi bir çeşit terapi aslında" diyen Doğulu, "O yüzden konserlerde de söylüyorum insanlara. O eşlik etme psikolojisi insanın konserden çıktığında üzerinde çok ciddi bir hafifleme yapıyor, rahatlatıyor insanı. Sokakta, orada, burada, takside, trafikte, yöneticiye, altında çalışana vesaire... Ona buna bağırıcağınıza 'Bana bağırın' diyorum konserlerde insanlara" şeklinde konuştu. "ŞARKI SÖYLEDİKÇE DEŞARJ OLUYORUM" Gülay Afşar'ın Kenan Doğulu ile gerçekleştirdiği sohbetten diğer satırbaşları ise şöyle: "Şarkı söyledikçe de deşarj oluyorum, tekrar yenileniyorum. Şarkı söyleme süreleri azalınca, konser araları açılınca biraz kendimi hatta hafif depresif, yarı bozuk hallerde hissediyorum." "Babamı sahnede izlemeye bol bol, her fırsatta giderdik. Ünlü insanlarla arkadaşlığı hoşuma giderdi. Adile Naşit gider gelirdi, Sezen Aksu'nun yanına gittiğimizde ona el sallardı, Şener Şen onunla ilgili bir röportajında bir şey söylerdi. Ben o zamanlar 'Bu tatlı bir duygu' derdim kendi kendime. O değişik gelirdi biraz. Onun dışında evin içinde normal, her zaman sevecen, sevgi dolu bir adam, baba figürüydü. Hep sahip çıkardı."
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X